Bilge Kağan Anıtı ( 735 )
Bilge Kağan Anıtı’nın yazarı Yoluğ Tigin’dir. Bu anıtta Bilge Kağan konuşturulmaktadır. Kitabede öğüt havası vardır. Bu anıt Bilge Kağan’nın 734′te ölümünden sonra oğlu tarafından Bilge Kağan adına dikilmiştir. Bu kitabe hem parçalanmış hem de devrilmiştir. Bu yüzden fazlasıyla tahrip olmuştur.
Tags: Anıtı, Bilge, Bilge Kağan Anıtı, Kağan
Tonyukuk Anıtı ( 720 ):
Yazarı Vezir Tonyukuk‘tur. Tonyukuk Yazıtındaki dil ve anlatım yalındır. Bilge Tonyukuk, Çinlilerle yapılan savaşları anı üslubuyla anlatmıştır. Tonyukuk Anıtı‘nda Göktürklerin Bilge Kağan dönemindeki toplumsal durumlarını da görebiliriz.
Tags: Tonyukuk Anıtı
18.yüzyılın ortalarında İsviçreli bir subay olan Srahlenberg tarafından bulunan Göktürk Yazıtları (Orhun Kitabeleri), 1893′te de Danimarkalı Türkolog Thomsen tarafından okunarak dünya edebiyatına kazandırılmıştır. Orhun Yazıtları‘nın konusu Göktürk tarihidir. Dağınık durumdaki Türklerin devlet kurmaları, sonradan güçsüzleşerek bağımsızlıklarını yitirmeleri, Çinlilerin egemenliğine girmeleri, tekrar güçlenmeleri ve bunların nedenleri yazıtların ana konularıdır. Yazıtlar gelecek kuşaklara etkili bir sesleniş niteliğindeki Öğütleri anlatır. Göktürk Kitabeleri, dikili üç büyük taştan oluşmaktadır:
Tags: Göktürk, Göktürk Yazıtları, Orhun Yazıtları
Bu dönem 8. yüzyılda başlayıp 10. yüzyıla kadar sürer. Türk edebiyatına ait en eski yazılı belge, Yenisey Kırgızları tarafından Göktürk alfabesiyle yazılan Yenisey Yazıtları’dır. Ancak bunlar okunamamışlardır. Yazılı belge olmaktan Öte edebi bir değerleri yoktur.
Asıl önemli belgeler 8. Yüzyılda yazılan Göktürk Yazıtları‘dır. Orhun Irmağı yöresinde bulunduklarından bunlara Orhun Yazıtları da denir.
Read the rest of this entry »
Tags: özellikleri, Türk Edebiyatı, Yazılı
1. Şiirler, kopuz adı verilen saz eşliğinde; ozan, kam, baksı adı verilen şairlerce söylenmiştir.
2. Şiirler, din törenlerinden doğmakla birlikte dindışı eğlence ve törenlerde gelişmiştir.
3. Şiirlerde dil, yabancı etkilerden uzaktır. Yalın bir dil kullanılmıştır.
4. Şiirlerde hece ölçüsü kullanılmıştır. Nazım birimi dörtlüktür. Genellikle yarım uyak kullanılmıştır. Uyak düzeni ( abab / cccb / dddb) biçimindedir.
5. Bu dönemin başlıca ürünleri destan, koşuk, sav ve sagudur. ( Bu konuda Türk edebiyatında nazım biçimleri ve türleri konusunda geniş bilgi verilecektir)
6. Koşuklarda aşk ve doğa, destanlarda kahramanlık.sagularda ölüm korkusu işlenmişt
Tags: özellikleri, Sözlü, Sözlü Türk Edebiyatı ve Özellikleri, Türk Edebiyatı
Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel’i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar… Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun;
-Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış;
- Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan’ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan’ı taniyruuum, ne de yengesuni..
Tags: temel fıkraları
Nasrettin Hoca evlenmeye niyetlenir. Eş,dost bir hatuncağızı öve öve öve göklere çıkarırlar.
-Şöyle huylu!
-Böyle soylu!
-Dünyalar güzeli… Hoca’nın gönlünü çelerler. Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Hoca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah’ım! Çirkin bir gelin. Gelin hanım, kocasına sadakatim göstermek için:
-Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, kime görünmeyeyim? diye sorar. Hoca şaşkın:
-Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen görün… der
Tags: fıkra, fıkralar, Hoca, Nasrettin, Nasrettin Hoca
Nasrettin hoca pazarda dalgın yürüyormuş.etrafındaki esnafları seyrediyor.bu sırada ensesine bir tokat geliyor. Hoca tökezlemiş bir kaç adım sendelemiş neyse toparlanıp sinirli bir şekilde arkasını dönmüş. Bir bakmış ki hocanın 2 katı hayvan gibi bir adam. Hoca durmuş bir yutkunmuş önce,sonra:
- bana senmi vurdun? demiş adama. Adam:
- ben vurdum lan ne olacak demiş. Hoca:
- sakadan mı vurdun ciddiden mi? demiş Adam:
- ciddi vurdum napacan?! Hoca:
- Aman aman, öyle olsun… Cunku şakadan hiç hoşlanmam da .
Tags: fıkralar, Hoca, Nasrettin, Nasrettin Hoca
Nasrettin hoca bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın kenarındaki Ceviz ağacının altında dinleneyim demiş.Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına uzanmış. Ve şöyle düşünmüş.Ey Allah’ım gücüne sual olmaz amma,incecik kabak sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş deyip uykuya dalmış.Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş.Ve kafada ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış ve Yarabbi sen en iyisini bilirsin demiş. Simdi o kabak ağaçta olsaydı benim halim ne olurdu.
Tags: fıkralar, Hoca, Nasrettin, Nasrettin Hoca
Nasrettin Hoca’ya dert yanıyorlar: Yahu Hoca senin hanım çok geziyor. Hoca:Olur mu canım? O kadar gezse arada bir bizim eve de uğrar.
Tags: fıkralar, fıkraları, Hoca, Nasrettin, Nasrettin Hoca